 |
|
 |
| |
| Sindirebilirlilik Hakkında |
Ekstruder teknolojisi...
Extruder teknolojisi kısaca yemin belirli bir oranda buhar ve suyla pişirilerek bazı hammaddelerden gelen ve hastalığa neden olan zararlı maddelerin yok edilmesi ve besinlerden maksimum yararın sağlanması için geliştirilmiş bir üretim sistemidir.
ECOBIO ve AQUAMAR balık yemlerinin verimliliğini sağlayan ana faktörler içeriğindeki hammaddelerin yüksek sindirilebilirliğe sahip olması ve iyi öğütülmüş hammadde karışımının ekstrüzyon yöntemi (ekstruder teknolojisi) ile yeterli ısı-buhar işleminden geçirilerek pişirme işlemine tabi tutulmasıdır.Pişirme işleminin getirdiği en önemli yarar karbonhidrat jelatinizasyonunun en üst düzeyde sağlanması ve balıkların sindirmede zorlandığı besinlerin (karbonhidratların=nişasta) yararlanılabilir hale getirilmiş olmasıdır. Böylelikle düşük FCR değerleri ile üretim sağlanmaktadır. Aynı zamanda sindirilebilirliğin yüksek olmasıyla dışkı atılımı, su ve çevre kirliliği azalmaktadır. Yüksek sindirilebilirliğe sahip yemler tüm dünyanın kabul ettiği Ekstruder Teknolojisi ile üretilmektedir.
Fakat yem kalitesinin yanı sıra sindirilebilirliği etkileyen diğer önemli faktörlerinde olduğu unutulmamalıdır:
* Yemleme stratejisi ,
* Yemleme zamanı,
* Yemleme sıklığı,
* Su kalite parametreleri (sıcaklık,oksijen,pH,tuzluluk vb.) |
| Balık Yemlerindeki Sindirilebilir Protein ve Sindirilebilir Enerji Dengesi (DP/DE oranı): |
|
DP/DE oranı yemdeki bir birim enerji başına düşen protein miktarının dengesidir. Balıklar için protein kullanımının en üst düzeye çıkması ve yağlanmanın kontrol altında tutulması için bu oranın yemde her zaman dengede olması gerekmektedir. DP/DE oranı düştükçe bir birim enerji başına düşen protein miktarı azalacak, dolayısı ile balıkta yağlanma başlayacaktır. Tersi durumda, yani DP/DE oranı yükseldikçe bir birim enerji başına düşen protein miktarı artacak, dolayısıyla protein enerji kaynağı yerine kullanılacak ve büyüme için gerekli besin değerleri enerji için harcanacaktır. Yani FCR yükselecektir.
Alabalıklar için;
DP/DE oranı (100 gr dan büyük balıklar için) 22-24 g/MJ
Levrek/Çipura için;
100 gr'dan büyük balıklar için DP/DE 24 g/MJ
100 gr'dan küçük balıklar için DP/DE oranı 22 g/MJ |
Proteinlerin temel görevi canlının büyümesinin, dokuların yenilenmesinin, kısaca yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmesini sağlamaktadır. Bu nedenle, proteinlerin canlılar için en önemli besin maddeleri olduğu bilinmektedir.
Balıkların yaşam evrelerine göre besinsel ihtiyaçları değişir. Balığın büyümesi ve pazar boyuna ulaşabilmesi süreci bakımından protein miktarı ile birlikte yemdeki esansiyel aminoasit miktarı da büyük önem taşımaktadır. Yem içeriğinde Iysine, methionine, sistin, threonine ve tryptophan gibi esansiyel amino asitler bakımından gerekli dengenin kurulmaması halinde
istenen performansta büyüme sağlanamadığı gibi sudaki amonyak seviyesinin yükselmesi de kaçınılmazdır.
Tatlı su veya deniz balıklarından bitkisel protein kaynaklarının yararlanılabilirliği içerdikleri fazla miktardaki karbonhidratların sindirilemeyişinden dolayı oldukça sınırlıdır. Yemdeki protein kalitesinin yüksek olması sindirilebilirliği yüksek olan hammaddelerin kullanılmasına bağlıdır. Balıktaki hızlı büyüme, Sindirilebilir Protein (DP=Digestible Protein) değerinin yüksek olması ile ilişkilidir. Balık unu, sindirilebilir protein değeri, esansiyel amino asit zenginliği ve balıklar tarafından yararlanılabilirliği en yüksek olan hayvansal protein kaynağıdır.
Ecobio ve Aquamar yemlerimizin üretiminde balık unu dışında et-kemik unu, kan unu, tavuk unu, hindi unu gibi hayvansal protein kaynakları kullanılmamaktadır. |
| Yağlar |
|
Balıklar için etkili ve gerekli bir enerji kaynağı olan lipidler, yağda eriyen vitaminlerin değerlendirilmesinde ve metobolizma içinde düzenleyici görevler almaktadır.
Hücresel fonksiyonların devamını sağlayan doymamış yağ asitlerini içeren, tüm metoblolik aktiviteler için vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi yoğun şekilde karşılayan ve yağda eriyen vitaminlerin vücutta taşınmasını sağlayan yağlar proteinlerden sonra balık yamlerdeki en önemli bileşendir.
Yağ asitleri yağların temel yapı taşlarıdır ve balıkların sentezleyemedikleri Omega 3 ( n-3 ) ve Omega 6 (n-6) yağ asitlerinin yemlerde mutlak bulunması gerekir.
Alabalıklar için esansiyel olan yağ asitleri:
(n-3) HUFA
22:6 (n-3) DHA
(n-6) : (n-3) Omega 6 / Omega 3 oranı *
*n-6 yağ asitleri esansiyen olmasına rağmen, alabalık gelişimi için n-6:n-3 oranı daha önemlidir. Çünkü yüksek miktardaki n6 yağ asitleri n3 yağ asitlerinin çoklu doymamış yağ asitlerine (EPA-DHA) dönüşmesini zorlaştırmaktadır.
Levrek / Çipura / Mercan – Fangri – Sinarit için esansiyel olan yağ asitleri:
18:3 (n-3) Linolineik asit
20:5 (n-3) EPA *
22:6 (n-3) DHA*
*Deniz balıklarında 18:3 (n-3) 'den sonra yağ asitleri zincirinde açılma olmamaktadır, yani EPA ve DHA deniz balıkları tarafından sentezlenememektedir. Bu yağ asitlerinin tek kaynağı Balık Yağıdır.
Kalitesiz yani peroksit miktarı (meq / kg) ve serbest yağ asitleri yüzdesi ( FFA % ) yüksek olan balık yağları veya balıklar için esansiyel yağ asitleri bakımından yetersiz olan bitkisel veya katı yağlar içeren yemlerle beslenen balıklarda yağlanma ve spesifik büyüme oranında düşüklükler hatta bozuk yağlar nedeniyle et kalitesinde azalma olmaktadır. Sadece kaliteli balık yağı kullanılan yemlerle bu sorunlar yaşanmayacaktır. Müşterilerin damak tadına hitap edebilecek lezzetli balıkların üretilmesini sağlayan yemler genellikle yüksek kaliteli balık yağı kullanılan yemlerdir.
|
| Karbonhidratlar |
|
Balık yemi üretiminde kullandığımız ekstrüzyon işlemi süresince uygulanan pişirme, nişastanın sinrilebilirliliğini artırmaktadır.
Karbonhidratların ( nişasta ) balıklar tarafından sindirilebilirliği oldukça düşüktür. Bu nedenle yemlerde karbonhidrat miktarının [100 – (protein + yağ + kül + nem)] önemi büyüktür. Bunun yanı sıra yem içeriğindeki nişastanın sindirilebilirliği yemlerin işlenme metoduna - pişirilme miktarına – bağlıdır. Pelet yemlerde pişirme işleminin olmamasının , expander yemlerde de pişirme miktarının yetersiz olmasından dolayı nişasta sindirebilirliği oldukça düşüktür. Ekstrude yemlerde ise yüksek ısıda tam pişirme gerçekleştirildiğinden nişasta sindirilebilirliği oldukça yüksektir.
Özellikle, düşük su sıcaklıklarında yemdeki yüksek karbonhidrat miktarı, balıkların sağlığı açısından önemlidir. Çünkü nişasta miktarı yüksek olan yemle beslenen balıklarda, karaciğerde biriken yüksek glikojen, büyümede yavaşlamayla birlikte karaciğer rahatsızlıklarına neden olabilmektedir. Aynı zamanda yem içeriğindeki herhangi bir bileşenin sindirilebilirliğinin düşük olması FCR'ı yükselteceği için, kaliteli karbonhidrat kaynaklarının kullanıldığı ve sindirilebilirlik oranının yüksek olduğu ekstrude yemlerin kullanılması üretim verimini arttıracaktır.
Alabalık,levrek,çipura yemlerindeki karbonhidrat miktarının %20-25'i aşmaması istenir. |
| Vitaminler ve Mineraller |
|
Vitaminler, hayvansal organizmaların hayatını sürdürebilmesi için az miktarda gerekli ve yaşam için esansiyel yapıda olan organik bileşiklerdir.
Mineraller ise, iskelet yapısının oluşmasında ve metobolizma için önemli olan hormonların ve emzimlerin aktivitesinde çok önemli bir rol oynar.
Balık beslemede mineral ve vitamin içeriği balıkların gelişme ve büyüme hızları açısından son derece önemlidir. Çünkü fosfor ve kalsiyum gibi mineraller, kemik oluşumu için ;vitaminlerin bir çoğu ise metobolizmada önem taşıyan enzimlerin etkin olarak çalışması için gereklidir.
Yavru, büyütme, pazar öncesi, anaç ve sağım öncesi anaç yemlerinde kullanılan vitamin ve mineral premiksleri, özel olarak alabalıkların o dönemdeki spesifik ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir.
Minerallerin temel fonksiyonları arasında, iskelet yapısının oluşması, elektron transferi asit-baz dengesinin ayarlanması ve ozmoregülasyon sayılabilir. Mineraller ve vitaminler aynı zamanda hormon ve enzimlerin önemli elemanlarıdır.
|
| Sudaki Oksijen Seviyesi ve Su Kalitesi |
|
Balıkların yaşadığı su ortamı çeşitli fiziko-kimyasal parametreler açısından önemli olup bunları iyi bir şekilde analizlenip bilinmesi gerekir. Bu parametreler; çözülmüş oksijen,ph,turbidite,sıcaklık,alkalinite,nitrit,nitrat,amonyak,CO2 ve H2S'dir.
Suyun kullanılabilir O2 konsantrasyonu kontrollü yoğun yetiştiricilik sistemlerinde kritik bir faktördür. Çünkü tüketilen besinlerin yakılıp enerjiye ve neticede ete dönüştürülmesi için yeterli oksijene gereksinim duyulmaktadır. Tatlı su balıklarından olan Alabalık, soğuk su balığı olduğu için oksijeni sever ve 9-11 ppm civarında %100 doymuşluğa yakın oksijene gereksinim duyar. Deniz balıklarında ise 7-8 ppm oksijen yem tüketimi ve büyüme için gerekli olan miktardır. Genel olarak 5 mg / l yem tüketimi ve büyüme için kritik bir değerdir. Suyun oksijen içeriği yetersiz olduğunda, alınan yemin sindirilip emilmesi için yeterli oksijen sağlanamayacağından iştahsızlık baş gösterebilir. Bu nedenle suyun oksijen değerlerinin periyodik olarak kontrol altında tutulması gerekir. Stok yoğunluğu ve alabalıklarda giriş suyu ayarlanarak suların oksijen seviyeleri optimumda tutulabilir.
Su parametlerelerinin kötü olması yemin sindirilebilirliğini düşürür dolayısıyla yem verimini ve FCR 'ı da olumsuz etkiler. Yem tüketimindeki azalma ve düşük oksijen seviyesinin yarattığı stres de büyümeyi olumsuz yönde etkiler.
Su kalitesini etkileyen bir diğer faktör ise yemdir. ideal bir yem suya girdiği andan itibaren 12-24 saat boyunca dağılmadan formunu koruyabilen yemdir. yemin sudaki dayanıklılığı da yemin pişmesi ile ilgilidir. üretim esnasında belirli bir standartta ısıl işleme tabi tutulan yemler tercih edilmelidir.
Son teknoloji, ekstruzyon yöntemi ile üretilen Ecobio ve Aquamar balık yemlerimiz ile tozlanma, kırılma, boy farklılığı, yoğunluğu (yüzme, hızlı batma), suda dağılma ve fazla yağlanma gibi fiziksel problemler yaşanmadığı için yemden dolayı su kalitenizde herhangi bir değişiklik olmaz.
|
| Stok Yoğunluğu |
|
Balık yetiştiriciliği, yoğun sayılabilecek stok yoğunluklarında yapıldıklarında;
? Balıklar arasındaki boy farkları artar.
? Sürtünmeden kaynaklanan yaralanmalar ve bunun sonucu enfeksiyonlar meydana gelebilir.
? Balıklar yedikleri besini metobolize ettikleri için yeterli oksijen bulamaz.
? Yemden yararlanma azalır, FCR yükselir.
? Aşırı stok strese neden olacağından hastalıklara karşı dayanıklılık azalır.
? Su kalitesi bozulur ve çevre olumsuz etkilenir.
Stok yoğunluğunun ayarlanması genellikle boylama işlemiyle birlikte uygulanmaktadır. Havuz/kafes yapısı ve hacminin yanı sıra su özelliklerine göre stok yoğunlukları düzenlenmeli, bu yapılırken de en az ayda bir boylama yapılmalıdır.
Havuz veya kafeslerde dominant (baskın) ve resesif (çekinik) balık grupları bulunmaktadır. Baskın gruplar daha saldırgan ve yemleme esnasında üst kısımlarda bulunurlar ve daha çok yem alma olanağı bulurlar. Böylece hızlı büyüyüp çekinik balıklarla ağırlıkları arasında günden güne büyük farklılıklar oluşur. Çekinik balıklar, havuzun alt tarafında bulunduklarından havuzun tabanına gelen yemlerle beslenme imkanı bulurlar veya baskın gruplar doyduktan sonra beslenebilirler. Dolayısıyla yavaş büyüyerek küçük kalırlar. Balıklar arasındaki ağırlık farklılığı da doğrudan üretim kapasitesini ve kazancı etkiler. |
| Yemleme Yapılırken Esas Alınacak Önemli Noktalar |
|
?Yemleme yapılırken yem kaybı minimuma hatta sıfıra indirilmelidir, aksi takdirde hem FCR değeri yükselerek ekonomik kayıp meydana gelir, hem de işletmenin bulunduğu su ortamı ve çevre kirlenerek uzun vadede çözümü zor ekolojik sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, tesiste yemleme yapan teknik eleman veya işçilerin kesinlikle yemleme yönetemleri konusunda eğitimli olmaları gerekir.
?Balıkların yemlenmesi, güneşin doğduğu ilk bir saat ile batmadan önceki bir saat esnasında yapılmalıdır. Çünkü özellikle çok erken ve geç zamanlarda yapılan yemlemenin büyümeyi ve yem verimliliğini önemli ölçüde artırdığı bilimsel çalışmalarla ispatlanmıştır. Gün ortasında ise düşük miktarda bir yemleme yeterli olmaktadır.
?Yavrulara (1-100 gr) ise verilmesi gereken yem miktarının eşit sayıda ve çok öğüne bölüştürülmesi önemli avantajları beraberinde getirmektedir.
Doğru Şekilde ve Uygun Miktarlarda Yapılan Yemleme ile,
?Daha fazla büyüme ve düşük FCR değerine bağlı olarak daha yüksek kar sağlanır.
?Balıklar arasındaki büyüklük farkı azalır ve balıkların daha az boylanması sağlanır.
?Daha düşük strese bağlı olarak hastalıklara dayanıklılık artar.
?Yem kaybı azalır, böylece FCR sağlanır ve daha seyrek tank ve havuz temizliği gerekir. |
| Balık Hastalıkları Ve Hammadde Seçimi |
|
Balıkların yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmesi, iyi yaşam koşulları ve dengeli beslenme ile gerçekleşebilmektedir. Bu koşulların yerine getirilmemesi durumunda, canlının yaşamsal faaliyetlerinde aksaklık görülmektedir. Bu aksaklıkların başında öncelikle kondisyon düşüklüğü, buna bağluı beslenme bozuklukları ve sonuç olarak da hastalıkları ortaya çıkmaktadır.
Balıklar içinde bulundukları ortam nedeniyle sürekli mikroorganizmalarla temas halindedir. Bu nedenle kontrollü balık yetiştiriciliğinde balık hastalıklarının önemi ön plana çıkmaktadır. Çünkü hastalıklar büyük ekonomik kayıplara yol açabilmektedir.
Öncelikle anlaşılması gereken nokta, balıklarda hastalıkların tedavisine oranla hastalıklardan korunmanın çok daha ucuz ve basit bir yöntem olduğudur. Hastalıkları ve balık ölümlerini engellemenin yolu iyi yönetim uygulamalarından geçer. İyi yönetim; iyi su kalitesi, elle muamele sırasında yaralanma Ya da stresin önlenmesi, iyi beslenme ve sanitasyon kurallarını uygulma ile olur.
Stres durumunda bağışıklık sistemleri baskılanarak vücudun mikroplarla mücadele edecek gücü kalmaz ve floradaki mikroplar üreyerek hastalığa neden olurlar. Mikrobun girip üreyebilmesi için deri, pullar, mukus,makrofajlar (kan hücresi), beyaz kan hücreleri, interferon,C reaktif protein komplement gibi vücudun non-spesifik savunma sistemlerini aşması gerekmektedir.
Yemdeki vitamin noksanlıklarında, yetersiz beslenmede, suyun kimyasal fiziksel yapısının bozulması, stres durumunda vücudun non-spesifik savunma mekanizmaları bozulur. Vücut patojenlere karşı kendini savunamaz ve mikroorganizmalar üremeye başlar.
Balıklarda bakteri, virüs , mantar ve parazitlerden ileri gelen hastalıklar yanında çevresel faktörler ve beslenme bozuklukları Ya da zehirlenme nedeniyle ortaya çıkan hastalıklar görülebilir.
Ülkemizde en sık rastalanan mikroorganizma kökenli hastalıklar, genelde alabalık yavrularında seyreden, yüksek derecede öldürücü olan ve tedavisi olmayan IPN (enfeksiyöz pankreotik nekrosiz) ve vibriozis, yersiniozis, laktokokkozis,pastorella, myxobakteriozis gibi bakteriyel hastalıklar,saprolegnia sp.'nin neden olduğu mantar enfeksiyonları ve aynı zamanda paraziter hastalıklardır.
Ayrıca Artemia sp.,Rotiferler ve ıskarta balık gibi canlı yemlerle beslenme ile de birtakım toksikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Bu noktada,taze yemlerin verilmeden önce pastorize edilmesine dikkat edilmelidir.
Hastalıklar,balıktan balığa direkt temas,hasta ve hastalık taşıyacısı anaç balıklarda (yumurta/sperma yoluyla) ,su yoluyla ,yemler ve beslenme yoluyla,su kuşları ve suda yaşayan canlılar yoluyla(kurbağa,sürüngenler,sıçanlar),balıkları avlayan canlılar yoluyla (balıkçıl kuşlar,kedi,su yılanları,su memelileri) ortaya çıkmaktadır. |
| Havuz/Kafes Ağlarının Kirliliği |
|
Balık yetiştiriciliğinde en önemli su parametrelerinden birisi sudaki çözünmüş oksijen olup,oksijene ortak olabilecek her türlü maddenin balıkların yaşama ortamından en kısa sürede uzaklaştırılması gerekir. Bu maddeler başlıca, tüketilmeyen yemler, dışkı, yosunlar ve çözünmüş halde olan amonyaktır. Havuzlar veya kafes ağları bütün olarak temizlenmelidir. Su sıcaklığı, oksijen ve pH'sı kontrol edilmelidir. Beklenenden daha kısa zamanda kirlenen havuzlarda ise aşırı yemleme veya aşırı stok yoğunluğu gibi noktaların incelenmesi gerekir.
İşletmede havuzlar sık sık kontrol edilmelidir. Ölü veya hareketleir normal olmayan balıklar ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Herhangi bir şekilde hastalıktan şüphelenildiğinde balıklar zaman geçirilmeden yem üreticilerinin yardımıyla en yakın Su Ürünleri Fakültesi'ne veya Veterinerlik Araştırma Enstitüsüne gönderilmeli ve önerilen dtedavi eksiksiz uygulanmalıdır. |
| Balık Hastalıkları Ve Yem Seçimi |
|
Her hastalığa uygulanacak ilaç tedavisi, patojen laboratuvar ortamında belirlendikten sonra saptanır ve üreticiye kullanması gereken dozaj ile birlikte belirtilir. Hastalık yönetimi için ise öncelikle balık stoklarının ve hastalık çıkış,sönüş,aşılama ve tedavi kaydının düzgün ve doğru tutulması ,günlük olarak su sıcaklığı verilerinin kaydedilmesi önemlidir. Eğer bu bilgiler doğru olarak bilinmezse tedavi ve aşılamadan başarı elde etmek mümkün değildir. Çünkü tedavide kullanılan ilaçlar çoğunlukla balığın canlı ağırlığı hesabıyla günlük verilken yeme ilave etmek suretiyle yapılmaktadır.
Hastalıklarla mücadelenin esası işte bütün bu bulaşma yollarına bertaraf etme esasına dayanır. Bunun için de hijyen, dezenfeksiyon ve dışardan balık alımında karantina kurallarına dikkat etmek gerekmektedir. Balıkların tüm bu hastalık etmenlerine karşı dirençli olması çok önemli bir noktadır. Balıkların hastalıklara direncinin arttırılması için aşılama yapılmalı ve balıkların ; vitamin (C,E,B6 vitaminleri) , mineral piremikslerine ve non spesifik savunma mekanizmasını güçlendiren maddelere ( beta glukanlar vs) içeren tam ve dengeli beslenmeyi garanti edecek formüle sahip yemlerle beslenmesi gerekmektedir.
Uygun ortam koşullarında balıkların tam ve dengeli beslenmesi söz konusu olduğunda,
her balık türünün farklı besin maddesi ihtiyaçlarının ve beslenme alışkanlıklarının bilinmesi gerekmektedir.
Bu yemin kalitatif ve kantitatif özelliklerini belirlemek açısından önemlidir. Yem özelliklerinin dışında, yemin depolama koşulları ve kullanma süresi de hastalıklar açısından önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Yemlerin veya yem hammaddelerinin rastgele seçimi ve uygunsuz depolanması ; aflotoksin,okratoksin,ağır metaller,organik fosforlu veya klorlu insektisitleri içermesine neden olabilir. Eğer içerdiği miktar tolere edilebilen dozun üzeride ise toplu zehirlenmelere yol açabilir. Mikotoksinler yemlerde ve yem hammaddelerinde ransidite ve peroksidasyon tepkimelerini hızlandırmakta ve sonuçta balıklarda çeşitli hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Ancak kaliteli yemlerde hammaddelerin düzenli kontrolleri yapıldığı için bu tarz hastalık ve zehirlenmelerin görülme riski yok denecek kadar azdır.
Bizde Çağatay ailesi olarak hammaddelerimizi seçerken ve yemlerimizi hazırlarken tüm bu noktalara dikkat ediyoruz ve bağışıklık sistemi güçlü, hastalıklardan uzak,sağlıklı balıklar yetiştirebilmeleri için üreticilerimize sunuyoruz. |
|
|
|
 |